Hepimizin yok mudur bir hikayesi. Bir romanı. Bir şiiri. Bir yazgısı. Bir kaderi…
Her canlının yok mudur bir iskeleti, bir kas yapısı organları. Doğumu ve ölümü ile bir tarihi.
Kitaplarında aslında hepsinin bir hikayesi bir alınyazısı mevcuttur. Oluşana kadar ki süreçte verilen emekler, müsveddeler, örneklemeler, denemeler. Her biri ayrı bir kitabın taslağıdır. Farkında olmasakta her birimizin yaşadığı, tecrübelerdir bir nevi. Bizimde harcımızı, kişiliğimizi, benliğimizi oluşturan.
Kimisi daktilo sayfalarından, kimi el yazmalarından, kimisi de bilgisayarlarda word dosyalarından oluşur.İnsanoğlu da değil mi?Kimi saraylarda yalılarda kimi de bir apartman dairesinde kimide gecekonduda bekler ve geçirir dünya daki sayılı günlerini.
Bazıları süsler o zengin sarayların kütüphanelerini. Raflardan alınıp sayfalarının karıştırılmasını bilgi saçmayı bekler şuursuzca. Kimisi ise bir anda okunmanın bitirilip okuyana verdiği bilgi duygu ve düşüncenin hazzıyla görevini yerine getirir.
İnsan oğlu insan da öyle değil mi? Paylaştıkça çoğalan, konuştukça öğrettikçe öğrendikçe fayda sağlayan yapılar değil mi?
Kimi kitaplar vardır. Kapağından baskısına sayfalarından mürekkebine içeriğinden görseline her zaman istersiniz baş ucunuzda. Kimisi vardır bir insanı ve o insanın hayatını anlatır. İşte o hayat hikayesidir size o kitabı sevdiren.Bir anda okutuveren.
Okudukça okuttukça okuyabildikçe mutlu olabilen insanların oluşturduğu toplumların bir tutkusudur kitaplar ve kitaplar.
Her ne koşulda olursa olsun hayatının bir kısmını kitaplara ayırabilen insanlara bu sözler.
Okudukça aydınlanın, aydınlandıkça faydalanın, faydalandıkça uygulayın.
Life is meaningful with action of knowledge.
Alper Yazıcı

Okuma alışkanlığı ailede başlar.Elinde kitap gördüğü ebeveynini örnek alır çocuk. Okudukça kelime dağarcığı genişler,kendini daha doğru ifade eder,sosyal hayatta saygınlık,önem kazanır.Geri kalmış toplumlara bir bakalım.Arap toplumları,çok uzağa gitmeyelim ülkemiz mesela.İçi boşaltılmış eğitim sistemi,araştırma yapılmayan üniversiteleri ile sınıfta kaldık.500’ün içinde değiliz.Tarikatlar,cemaatlere teslim edilmiş ,beyin yıkamaya yönelik dini referans alan sözde okullarda yetişen gençlikle siyasi iktidar koltuğunu garantiye alıyor.diyen rektörün Yök’e atanması,Nihat Hatipoğlu gibi şarlatan din bezirgânlarının rektör atanması bunun en çarpıcı örnekleri değilmi?Vaktini tv’lerde boş programları izleyerek geçirmek,çağımızın baş belâsı cep telefonlarına günün neredeyse tamamını ayırmak da okumayı engelleyen faktörler.
BeğenLiked by 1 kişi